Trying to get property of non-object [ On /var/www/virtual/jpop.com/public_html/generatrix/model/youtubeModel.php Line 63 ]
Bicoglu Osman - JPop.com
Artist info
Bicoglu Osman

Bicoglu Osman

Bicoglu Osman


Bicoğlu Osman Asıl adı Osman Gökçe olan Bicoğlu Osman, 1901 yılında Görele'nin Daylı köyünde doğdu. Babası Gökçeoğullarından İsmail, annesi Cındıkoğullarından Esma'dır. Bicoğlu,1905 yılında önce annesini, daha sonra da 1912 yılında babasını kaybederek,4 yaşında öksüz,11 yaşında da yetim kaldı. Daha sonra döneminin en büyük kemençe üstadı Karaman Hali Ağa (Kodalak)'ın yanında iki yıl kadar keçi çobanlığı yaptığı, böylece kemençe çalmayı öğrendiği rivayet edilmektedir. Read more on Last.fm
Bicoğlu Osman Asıl adı Osman Gökçe olan Bicoğlu Osman, 1901 yılında Görele'nin Daylı köyünde doğdu. Babası Gökçeoğullarından İsmail, annesi Cındıkoğullarından Esma'dır. Bicoğlu,1905 yılında önce annesini, daha sonra da 1912 yılında babasını kaybederek,4 yaşında öksüz,11 yaşında da yetim kaldı. Daha sonra döneminin en büyük kemençe üstadı Karaman Hali Ağa (Kodalak)'ın yanında iki yıl kadar keçi çobanlığı yaptığı, böylece kemençe çalmayı öğrendiği rivayet edilmektedir. Lakabının hikayesini Bicoğlu'nun öğrencisi M.

Sırrı Öztürk şöyle anlatıyor: Ustası Karaman Halil Ağa “Tuzcuoğlu Horon Havası” hariç, tüm bildiklerini çırağı Osman’a öğretmişti. Bilindiği üzere ustaların çıraklarına pek çok şeyi öğretip, en önem verdikleri bir şeyi kendilerine saklamaları geleneğimiz vardır. Ancak, çok akıllı olduğu kadar, kurnaz da olan Osman, ne yapıp edip bu havayı öğrenmeyi aklına koyar. Arkadaşlarıyla yaptığı bir plan gereğince, Karaman’ın geçeceği saat hesaplanarak bir köprünün altına saklanır.

Osman’ın saklandığı yerin olduğu kısma kadar gelen Karaman’a Osman’ın arkadaşları, “ağa be” derler: -Hele şu Duzcuoğlu gaydasını bi çal da dinleyelim! Koca usta gençlerin hatırını kıracak değil ya, asılır kemençenin yayına, öyle bir resital sunar ki, demeyin gitsin! Osman mı?... Ustasının ruhu bile duymadan, notası notasına çoktan gaydayı kapmış, kafasının bir köşesine yerleştirmiştir bile. Bir gün Şalaklı’da bir düğünde ustasının yanında bu gaydayı çalınca, kızılca kıyamet kopar. Kan beynine sıçrayan Halil Ağa belindeki tabancayı çektiği gibi; -Ula ben saa her gaydıyı öğretmedim mi? Bunu da mı çalacaktın, piç oğlu piç! diye küfürü basar. Tabancanın tutukluk yapmasıyla birlikte Osman postu kurtarır kurtarmasına da, “Picoğlu” lakabı da bu olaydan sonra bir yafta gibi boynuna asılır.

Olayın etkisiyle orada hemen şu dörtlüğü söylediği rivayet edilir: “Kemençemin beline Sene yazarım sene. Şalaklı’nın içinde, Picoğlu garip gene” Ancak bu lakap TRT tarafından müstehcen bulunduğundan ve radyoda izahı güç olacağından programlarda lakap "Bicoğlu" veya "Bicioğlu"ya çevrilerek söylenmiştir. Yörede hâlen "Piçoğlu Osman" olarak bilinir. 1924 yılında, Atatürk'ün Trabzon'u ilk ziyaretinde huzurunda çalar ve beğenisini kazanır. Muzaffer Sarısözen'in de ilgisini çeken Bicoğlu Osman, 1937'de yapılan derleme çalışmalarında "keşfedilerek" Ankara Radyosu'na davet edilir. Atma türküde de kemençe çalmada olduğu gibi usta olan Bicoğlu, her duruma göre türkü yakabilirdi. "Adeta alamet-i farikası olan kasketini mecbur kalmadıkça başından hiç çıkarmazdı. Espiye’de bir düğünde çıkan bir kavga esnasında başındaki kasketten olur.

Düğün dönüşü yolda başındaki kasketi göremeyenler, akibetini sorarlar.O da bu soruya: “Espiye’nin üstünde, Bulutlar dönüyordu. Siz şapka soruyonuz, El beni vuruyordu!” diye karşılık verir." Yöresinde o katılmadan düğün kurulmayan Bicoğlu Osman, son olarak Kayaköprü köyünden polis memuru Niyazi'nin düğününde çaldıktan sonra rahatsızlanır ve Vakfıkebir'de doktora gider. (Hastalığının siroz, zatürree veya tüberküloz olduğu rivayet ediliyor.) Burada çare bulamayınca iki defa İstanbul'a gidip gelir, ancak çare bulamaz. 1946 yılı Mayıs ayının sonlarında tekrar İstanbul'a gitmek üzre Görele'den "Karadeniz" yolcu gemisine biner. Gemi, Amasra-Zonguldak arasında seyrederken son olarak şu dörtlüğü söyler ve çok geçmeden son nefesini verir (31-05-1946): "Kestim parmacuğumu, Kanım akıyor kanım. Zonguldağın üstünde, Canım çıkıyor canım" İstanbul Kulaksız'da büyük bir kalabalıkla son yolculuğuna uğurlanan Bicoğlu Osman, 4 Haziran 1946'da edebî istirahatgâhına tevdi edilir. Kaynak: Kemençenin Ordinaryüsü Picoğlu Osman - Seyfullah Çiçek. Kaynak gösterildiği türküler: Altını Bozdurayım (Giresun Karşılaması) Giresun Üstünde Vapur Bağrıyor (Eşref) Anam Vay Olsun Beni Trabzon Kahya Havası Tamzara Havası Irmağın Kenarında Yılanın Kemikleri (Ören Havası) Romiko Horon Geminin İçineyum Görele - 1901 (Kaynak: http://www.turkudostlari.net/sanatci_bilgileri.asp?sanatci=255) Read more on Last.fm.

User-contributed text is available under the Creative Commons By-SA License; additional terms may apply..
Top Albums
showing 2 out of 2 albums
Shoutbox
No Comment for this Artist found
Leave a comment


Comments From Around The Web
No blog found
Flickr Images
No images
Related videos
No video found
Tweets
No blogs found